2019 Toparlanma ve dönüşüm yılı olacak

0
4.456 views

Bursa iş dünyası temsilcileri, geride bıraktığımız 2018 yılını değerlendirirken, 2019’a dair de öngörülerini paylaştı.

2018 yılında dünyada ve ülkemizde yaşanan ani değişimlerin ekonomi üzerinde olumsuz bir etki yarattığını ifade eden Bursa iş dünyası temsilcileri, 2019’un toparlanma ve dönüşüm adına iyi bir yıl olacağını söyledi.

2019’da en önemli konuların başında, yerel seçimler, enflasyon ve döviz kuru istikrarı geldiğini de ifade eden Bursa iş dünyası temsilcileri, uzun vadeli programların ve yapısal reformların mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğini de dile getirdi.

Bursa iş dünyasının konuyla ilgili görüşleri şu şekilde;

BALKANTÜRKSİAD Başkanı Berat Tunakan:

Olumlu veriler ve göstergelerle başlayan 2018 yılının ikinci yarısında, konjonktürel etkiler ve özellikle döviz kurundaki dalgalanmalar nedeniyle piyasaların etkilendiği gözlendi. Hükümetimizin ve ekonomi yönetiminin almış olduğu önlemler ve uygulamaya giren tedbirler sayesinde toparlanma sürecine girdik ve böylece sıkıntılar büyük ölçüde atlatıldı. 2019 yılını birlik ve beraberlik içerisinde daha çok çalışıp daha çok üreterek geçireceğimize inanıyoruz.

BEKSİAD Başkanı Ömer Yıldız:

2018 yılında, gerek dünya gerekse de ülkemiz açısından çalkantılara şahitlik ettik. Özellikle de yılın ikinci yarısına denk gelen dönemde yaşanan manipülatif bazı hadiseler iş dünyasını, iş çevrelerini oldukça zorlar nitelikteydi. Çok şükür ki o dönem yaşanan çalkantılar ve dalgalanmalar atlatıldı. Bunda hükümetimizin ve ilgili kurumlarımızın anında pozisyon almış olması oldukça önemliydi. Tüm ilgili kurumlara teşekkür ediyoruz. Karamsar olmamanın ve birlikte hareket etmenin her zaman fayda sağladığını bir kez daha görmüş olduk. Bazı teşviklerin 2019 yılını da kapsayacak şekilde devam edecek olması, toparlanmayı hızlandıracak ve kolaylaştıracaktır. Ayrıca belirtmek isterim ki sektör olarak yeni yıla fuarla başlayacak olmanın heyecanını yaşıyoruz. Junio Show fuarımız 9 Ocak’ta kapılarını açacak ve 12 Ocak’ta sona erecek. 2019 yılının bereketiyle geleceğine inanıyor, herkesin yeni yılının hayırlar getirmesini diliyorum.

BTB Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Özer Matlı:

“Dünyada çok önemli değişimlerin yaşandığını ve korumacılık önlemlerinin arttığını görüyoruz. Önümüzdeki yıl küresel düzeyde belirsizlik ve risklerin devam edeceği, ticaret savaşlarının küresel büyümeyi etkileyeceği bir dönemi yaşayacağız. Tüm dünyada bunlar yaşanırken elbette ki bu gelişmelerin ülkemize etkileri de kaçınılmaz olacaktır. 2019`da Türkiye’nin kabul edilebilir büyüme hızının eskiden olduğu gibi yüzde 5-7 seviyelerinde değil de yüzde 3 ila 5 arasında olması muhtemeldir. Çok hızlı ve yüksek büyüme dönemlerinden kontrollü büyümeye geçiş süreçleri özellikle reel sektör açısından zorlu olabilir. Firmalarımızın bu duruma hazırlıklı olması ve süreci çok iyi planlayıp, yönetmesi gerekecektir. İnanıyorum ki; kamu, özel sektör, sivil toplum kuruluşları tüm aktörler gündemlerinde ilk sıraya verimlilik, kaynakların daha etkin kullanımı ve tasarruf gibi hususları alırsa, birlik ve beraberlik içerisinde bu süreci çok daha kolay atlatabiliriz. Bundan dolayı; 2019’u toparlanma ve dönüşüm yılı olarak kabul etmek daha doğru olacaktır.”

DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Öztürk:

Yorucu bir yıl olan 2018’i geride bırakıyoruz. Yıl içerisinde hem dünyada hem de ülkemizde yaşanan ani değişimler ve gelişmeler özellikle ekonomiyi derinden etkiledi. Tüm dünya ve dolayısıyla ülkemiz ekonomisi bu öngörülememiş gelişmelerden nasibini aldı. Böyle durumlar yeni pozisyon almamıza, yeni tecrübeler edinmemize ve dolayısıyla farklı stratejiler geliştirebilme kabiliyetimize de yol açtı. 2018’de çok fazla ekonomik sorunlar konuşuldu. Hızlı büyüyen ve hızlı değişen dünya her anlamda çeşitli sıkıntılar yaşayabilir. Bizim de gelişen bir ülke olarak dönem dönem problemler yaşamamız olasıdır. Geçmişe takılı kalmadan, sürekli önüne bakan ve sürekli gelişme yaşayan bir ülke olarak, 2019 yılında da yönümüzü ihracata, katma değerli üretime, turizme, vizyoner projelere çevirmeliyiz. Bu vesileyle yeni yılın herkese bereket, sağlık ve mutluluk getirmesini dilerim.

GESİAD Başkanı Kerim Demiral:

Genel anlamda bakıldığında iş dünyası açısından 2018 yılının ikinci yarısı döviz hareketliliği sebebiyle inişli çıkışlı geçti. Yeni yılı üretim odaklı ve nitelikli büyüme açısından iyi değerlendirmek gerekiyor. GESİAD olarak 2019’un yatırımlardaki artışın sürdüğü ve aynı zamanda öngörülebilirliğin arttığı bir yıl olmasını bekliyoruz.

İMSİAD Başkanı Mustafa Andıç: 

2018 yılının inşaat ve gayrimenkul sektörleri açısından pek de parlak geçtiğini söylememiz mümkün değil ancak tüm zorluklara rağmen sektörümüz, Türkiye ekonomisinin itici gücü olmayı sürdürmüştür. Doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 3 milyon kişinin istihdam edildiği inşaat sektöründeki daralmayı ortadan kaldırmak için alınan tedbirlerin bir nebze yararlı olduğunu ve 2019 yılında da devam etmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum. 2018 yılının ilk yarısı sektörümüz açısından çok verimli geçmese de yılın ikinci yarısından itibaren sektörde yeterli olmamakla birlikte bir miktar hareketlenme yaşandığını ifade edebiliriz. Konut kredi faiz oranlarında muhakkak bir indirime gidilmesi, tapu harcı ve KDV indirimlerinin sürdürülmesi gerekmektedir. İMSİAD olarak 2019 yılında özellikle inşaat sektörünün yeniden ekonomimizin lokomotifi pozisyonuna geleceğini ve 2019’un sürdürülebilir verimlilik açısından daha etkili bir yıl olacağını umuyoruz.

KTSO YK Başkanı Naci Güncü:

2018 yılı ülkemizin sanayi ve teknolojik ürün imalatına yönelik ihtiyacının yanı sıra, tarımsal üretime de olan gereksinimlerini ortaya koymuştur. Seçimlerin ardından açıklanan Yeni Ekonomik Plan ve Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu 100 günlük eylem planları tarımsal kalkınmanın önünü açmıştır. 2019 yılında, verilen teşviklerle beraber tarımsal üretimin daha da artacağına olan inancımız tamdır. Bizler de bu konuda her zaman üreticimizin yanında olarak, onlara katkı sağlayacağız.  Tarım ürünleri ithalat politikasının yeniden gözden geçirilerek, yerli üreticiyi koruyacak şekilde revize edilmesi, yerli üreticiye verilen desteklerin artırılarak kendi kendine yeten bir ülke olmamız için çalışmalar yürütülmesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz.

MÜSİAD Bursa Şubesi Başkanı Mustafa Gürses:

2018 yılını geride bırakırken; son yıllarda ülkemizde ve yurt dışında yaşanan başdöndürücü trafiği ve değişimleri sürdürülebilir gelecek vizyonu oluşturmak adına, iyi okumalı, analiz etmeli ve elde ettiğimiz verileri ve tecrübeleri iyi bir şekilde konumlandırmalıyız. 2018 yılı, anlık değişimlere anlık refleksler verebilme kabiliyetinin sınandığı bir süreçti. Ülkemiz de diğer pek çok dünya ülkesi gibi değişimlerin artan hızı karşısında, hızlı çözüm setleri ile ekonomik, siyasi ve diplomatik reflekslerini tecrübe etti. Gerek ekonomik saldırılar gerekse değişen siyasi ekosistem çerçevesinde, sahip olduğumuz jeopolitiğin hem avantajlarını hem de zorluklarını hep birlikte gördük, yaşadık. Dünya siyaseti ve ekonomisi anlamında zor bir yıl olarak öngörülen 2019’un arifesinde Türkiye, kendi siyasi ve ekonomik paradigma değişimini 2018 yılında, tüm zorluklara rağmen başlattı. Bu kararı MÜSİAD olarak önemsiyor ve her koşulda desteklediğimizi bir kez daha beyan ediyoruz. Türkiye, bugün gelinen noktada büyük bir sosyal, iktisadi, kültürel ve yönetsel dönüşüm içindedir. Büyük dönüşümler, beraberinde büyük sorumluluklar ve sancılar da getirir. Bu, değişimin doğal bir sonucudur. Değişim sürecini layığıyla tamamlamamız ve 2023 vizyonuna uygun olarak yeniden yapılanmamız için mücadeleden vazgeçmemeli; zorlukları beraberlik duygusu ve itidal içinde karşılamalıyız. Türkiye bugün, geçmişiyle yüzleşme, tarihi mirasını tanıma-doğru algılama-doğru tahlil etme, özgün medeniyet ayarlarını bulma ve sahiplenme, geçmiş hatalarından dersler çıkarma, gelecek nesillerini doğru kültürel kodlarla yetiştirme ve sosyal savrulmaların önüne geçme noktasında kritik kararların eşiğindedir. Bizim medeniyetimiz; birbirinden çok farklı sosyal motivasyonlara ve değerlere sahip toplulukların birlikte ne kadar uyumlu yol alabileceğinin dünya üzerindeki nadir örneklerinden biridir. 2019 yılı ve sonrası, Türkiye için yapısal ve kurumsal dönüşümler yılı olacaktır. YEP sonrası açıklanan ilk veriler (büyüme verileri), mevcut global konjonktür içinde kabul edilebilir ve kısmen öngörülen değerlerdi. Yaşanılan tüm olumsuzluklara ve ekonomik saldırılara rağmen YEP ile ortaya konan planın işletildiğini görmek umut vericidir.  Reel kesimin siyasi ortam karşısındaki belirgin hassasiyeti, yatırım esnekliğinin ne kadar yüksek olduğunun göstergesidir. Bu durumun iyileştirilmesi gerekir.  Büyük ölçekli firmalarda yaşanan sıkıntıların KOBİ’lerde daha sert hissedildiğini unutmamak gerekir. İstihdam, dış ticaret ve üretimdeki en değerli kozumuz olan KOBİ yapılarında başlayacak olası bir domino etkisi için önlemlerin artırılması gerekir. Kurumlar arası senkronizasyonun ve iletişimin hayati önem kazandığı bir virajda MÜSİAD olarak çağrımız, beraber hareket etme yönündedir.  Türkiye’nin çok daha güçlü ve değişimler karşısında daha az esnek bir reel kesim oluşturması esastır. Bu da sermayenin ve sermaye taraflarının konsensüsünden geçmektedir. Devlet yapılanmasındaki kurumsal ve yapısal dönüşümlere toplumun her kesiminden kurum ve kuruluşun eşlik edebilmesi esastır. Dönüşüm sürecini sadece kamudan beklemek, yeterli değildir. Her sektörün kendi yol haritasını iyi belirlemesi ve üretim esaslı bir planlama içine girmesi gerekmektedir. Paranın değerini korumak ve milli gücün unsuru haline getirmek için üretim alışkanlıklarımızda 2023 hedeflerini gerçekleştirmek adına ülkemizin girdiği bu dönüşüm sürecinde devletimizin destekçisi olmaya da devam edeceğiz.

TÜMSİAD Bursa Şubesi Başkanı Osman ARSLAN:

Dünya siyaseti günümüzde ekonomik baskılar hatta ekonomik savaşlar üzerine şekilleniyor. Bu savaşlar ülke ekonomilerini doğrudan etkiliyor. Türkiye açısından değerlendirdiğimizde ise 2018 yılı ülkemize yönelik ekonomik baskıların yoğun olarak yaşandığı bir yıl oldu. Kurdaki artış ekonomik hayatı olumsuz yönde etkiledi. Ancak bütün bu etkenlere rağmen Türkiye ekonomisi bu sınavdan başarıyla çıktı. Ekim ayında Türk ekonomisi ihracat alanında Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. Özel sektör ‘Yüzde 10 Enflasyon İndirimi’ kampanyasıyla bu olumlu havayı destekledi.  Türkiye ekonomisi, siyasetteki dirayetli duruş ve sağlam ekonomik alt yapısıyla zorlukları aşmasını bildi.

2019’da Türkiye ekonomisi için kilit bazı kavramlar var. Bunlar; tasarruf, üretim, ihracat ve daha çok çalışmak. Evet, 2019’da çok daha fazla çalışmalı, daha çok üretmeli, ihracat rakamlarını artırmalıyız. Bütün bunlar beraberinde istihdamı da artıracaktır. En büyük isteğimiz, Türkiye’nin milli üretime verdiği önemi artırarak devam ettirmesidir. Tarım alanında üretimi artırıcı teşvikler üretimi destekleyecek, enflasyonu düşürecektir. Milli savunmada yerli sanayinin önemi her geçen gün artıyor. Dolayısı ile sanayi alanında daha çok milli üretim ve ihracata yönelik çalışmalar hız kesmeden devam etmelidir. Bunun işaretlerini 2018’de de gördük. Tüm bunların ışığında diyebiliriz ki, 2019 ekonomide taşların biraz daha yerine oturduğu bir yıl olacaktır.

TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanı Ersoy Tabaklar:

Her anlamda iyi başlayan 2018 yılının özellikle ikinci yarısı, küresel gelişmelerin ve döviz dalgalanmalarının yoğun etkisiyle geçti. Yaşanan sıkıntılar bizlere yeni deneyimler katarken geleceği daha farklı planlama olanağı da sunuyor. Dolayısıyla bu süreçte küresel ve ulusal çapta yaşanan gelişmeleri iyi analiz etmeli ve geleceğe doğru bir şekilde hazırlanmalıyız. İlerleyen süreçlerde, yaşadığımız bu tecrübeler, kendimizi doğru bir şekilde konumlandırmak adına önemli olacaktır. İş dünyası için motivasyon önemlidir. 2019’dan da umutluyuz. 2019’un ikinci yarısından itibaren, yerel seçimlerin de sona ermesiyle ve önümüzde uzun bir süreçte seçim gözükmemesinin verdiği güvenle ekonominin daha da toparlanacağını düşünüyoruz. Tabi bu süreçte; ekonomi beklenti ve güven üzerine kurulduğundan bu güveni ve olumlu beklentiyi yaratmak için de yapısal reformları mutlaka hayata geçirmeliyiz.