Doç.Dr. Hatice Karahan: ‘Petrol paslaşması’

0
13.758 views

En son Mayıs ayında ilgili gelişmelerle bu köşeye taşıdığım petrol meselesinde, o vakit beklenenler bugün daha net bir hal alıyor. Geçtiğimiz günlerde yeni bir çıkış-iniş sergileyerek piyasaları hareketlendiren petrol, ülkeler arası çok faktörlü bir hikâye yazıyor.

Bu doğrultuda son dalgaların başlıca izahatı olan arz yönlü gelişmeler kapsamında, ABD Başkanı Trump’ın İran’a yaptırım kaynaklı açıklamaları en büyük etkenlerden… Aslına bakılırsa Mayıs ayındaki petrol yükselişine de bu etken yön vermişti. Şimdi ise bir yandan yaptırımların takvimdeki başlangıcı olan Kasım’a yaklaşan vakit hissedilirken, diğer yandan İran’dan boşalacak kısmi üretime dair DC yorumları gündemi sarsmış durumda…

Nitekim görünen o ki; yükselen petrol fiyatları ABD’deki ara seçimlere az bir zaman kala iktidarı düşündürüyor. Buna bağlı olarak da, Başkan Trump’ın OPEC’e karşı çıkardığı ses giderek yükseliyor. Ona göre şimdi, Suudi Arabistan önderliğinde ciddi bir üretim artışına gitme zamanı…

Zira genel beklenti, dünyadaki petrol arzının önümüzdeki kısa dönemde zayıflaması yönünde. Son zamanlarda bu anlamda gelişmelere baktığımızda ise, önümüze çeşitli üreticilerde gözlenen birtakım problemler çıkıyor.

Bunlar arasında Libya çok da yeni olmayan bir sıkıntıyla boğuşurken, savaşın petrol üretimini aksattığı ülkede geçtiğimiz haftalarda iki ihracat terminalinde günlük yaklaşık 450.000 varili ilgilendiren bir olumsuz vaka yaşanmıştı. Ve dün buna yenileri eklendi. Piyasalarda bunun kısa süreli olabileceği beklentisi olsa da, zihinlerde bir de terminalin yönetimini ele alacak şirkete dair soru işaretleri var. Nitekim petrol ithalatçılarından, adı geçen yönetimden alım yapmayacakları yönünde söylemler geliyor.

Dolayısıyla bu durumun Libya’nın ihracatında ve küresel arzda nasıl bir etki yapacağı, tam da bilinmeyen riskli bir faktör… Bunun yanı sıra Venezuela da, malum ekonomik sıkıntılara bağlı olarak yılbaşından bu yana kabaca günlük 500.000 varili bulan üretim zayıflamasına devam ederken geçtiğimiz hafta Kanada’da günlük 350.000 varillik arza konu bir tesisin kapatılması da telaşeyi iyiden iyiye artırdı. Diğer yandan ABD’de stokların düşmesi, piyasaları düşündüren bir diğer unsur olarak ifade edilebilir.

Bu çerçevede aşağı yönlü arz beklentisinde en önemli etkenlerden biri de, şüphesiz başta da değindiğim gibi İran yaptırımları… ABD Başkanı’nın İran’dan petrol alımına dair dünyaya uyguladığı baskı, daha önce de yazdığım üzere, bir kısım ülkenin buna uymasını beraberinde getirebilir. Lakin bunun ne ölçüde olacağının net olmadığının altını çizmek gerek. Tahminler ise, Kasım itibariyle günlük bazda 500.000’den tutun da 1 milyon varile kadar varıyor.

Tüm bu kesintileri bir araya getirdiğinde ise Başkan Trump, gerçekleşmiş ve potansiyel kayıpların yerini birileri doldurmazsa petrol bolluğunun sona ereceğine inanıyor. Son günlerde bu minvalde Riyad ile aralarında spesifik sonucunun ne olduğu net olmasa da bir iletişimin sürdüğü açıkken, Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez üreticilerinin bu yönde bir üretim artışına meyilli olduğunu zaten bir süredir biliyoruz. Kuşkusuz Rusya gibi üreticiler de, bu kervana katılacaktır. Bu noktada iki dev petrol üreticisi Suudi Arabistan ve Rusya’nın, yaz aylarında parça parça artışlara zaten imza attıklarını da eklemekte fayda var ancak ABD’den gelen sesin 2 milyon varil civarı gibi yüksek bir seviyeye işaret ettiği görülüyor.

İşte bu gelişmelere istinaden dün piyasalar bir fiyat düşüşüne sahne olurken, ülkelerin üretim artışı kararında dikkatli adımlar atması gerekiyor. Zira özellikle iki faktör denklemde hatırı sayılır belirsizlik yaratıyor. Bunlardan biri, İran’ın arz kesintisinin ne ölçüde olacağının hiç net olmaması… Zaten Tahran, son paslaşmalar üzerine OPEC’e tepkili bir mesaj da atmış bulunuyor. Diğer yandan, atılacak arz yönlü adımlara talebin nabzını tutarak karar vermek de önemli olacak. Zira talep tarafında bir süredir güçlü bir seyir olsa da, son günlerde gelen birtakım emareler sanki Asya çekişli bir yavaşlamaya işaret ediyor. Bir önceki yazımda detaylarıyla işlediğim ticaret kavgasının da izlerini taşıyan bu gelişmenin nereye evirileceğini takip etmek önemli…

Dolayısıyla petrol oyununda izlediğimiz son paslaşmaların doğru hesaplanması, üretici ülkeler açısından mühim görünüyor.

 

Doç.Dr. Hatice Karahan/YeniŞafak